25 Ocak Pazar günü Frankfurt’ta beni fazlasıyla heyecanlandıran bir seminerde konuşmacıydım.
Yazıma, bu heyecanın nedenlerini anlatarak başlamak istiyorum.

Neden heyecanlıydım?

Çünkü;

  • İlk kez Frankfurt’ta, e-ticarete ilgi duyan ve Türkçe anlayıp konuşabilen bir kitleye seminer verecektim.

  • Frankfurt Başkonsolosluğu’nun etkinlik merkezi olan Türk Kültür Evi’nde ilk kez sahneye çıkacaktım.

  • İlk kez Almanya’daki seminerlerimde, Türkiye’den özel olarak gelen bir firma sahibi beni dinleyecekti.

  • İlk kez T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ataşesine bir sunum yapacaktım.


Frankfurt Başkonsolosluğu’nun Türk Kültür Evi oldukça merkezi bir konumda ve ulaşımı son derece kolay. Çok katlı bir binanın ikinci katında faaliyet gösteriyor. Geniş, modern ve tertemiz bir mekân.

Frankfurt Türk Kültür Evi’nin sorumlusu Ozan Bey bizi karşıladı ve yapılan hazırlıkları gösterdi. Her şey ince ince düşünülmüştü; çayımız, kahvemiz hazırdı. Sahnede, protokole uygun şekilde roll-up’larımızı nasıl yerleştirebileceğimizi anlattı.

ATİAD Genel Müdürü Bülent Bey ile gerekli hazırlıkları hızla tamamladıktan sonra, Ozan Bey’in hazırladığı çaylardan ilk yudumlarımızı alırken katılımcılar birer ikişer gelmeye başladı.

Katılımcı profili gerçekten enfesti:
Türkiye’den gelen üniversite mezunu çalışanlar, Frankfurt’ta şirket sahibi olan girişimciler, bölgede farklı sektörlerde faaliyet gösteren üst düzey yöneticiler, birkaç öğrenci, Türkiye’den yeni gelmiş ve iş arayışında olanlar, hatta emekli olup yapay zekâ ve e-ticareti merak eden yurttaşlarımız…
Gerçek anlamda muhteşem bir karma.

Kısa bir tanışma faslından sonra sözü ATİAD’a bırakarak sahneden çekildim. Bülent Bey, ATİAD’ı ve faaliyetlerini harikulade bir şekilde anlattı. Yaklaşık 15 dakikalık sunumunun ardından sözü bana devretti.

O an geldiğim yolculuğu düşündüm:
Münih’te 500 km yol yaparak sunum yapmış, ardından -9 derecede kısa bir akşam yürüyüşü yapıp hastalanmış, sonrasında Stuttgart’a geçip bir sunum daha gerçekleştirmiş ve nihayet Frankfurt’a ulaşmıştım. Türk Kültür Evi’ne gireli henüz 40 dakika olmuşken sahnedeydim.

Bu serüvenin matematiksel karşılığı:
1000 km yol, 3 şehir ve 100’ün üzerinde meraklı katılımcıya yapılan 3. sunum.

Heyecanım yorgunluğumun önüne geçti.
“Dijitalleşme nedir?” sorusuyla başlayan sunumum, yapay zekânın e-ticarete etkilerini anlattığım bölümle son buldu. Salondan gelen alkışlar, kitabıma gösterilen ilgi ve sunum sonrası yapılan keyifli sohbetler, ne kadar güzel bir etkinlik gerçekleştirdiğimizin en net göstergesiydi. Kendi kendime yaptığım küçük bir “etkinlik muhasebesi” ile günü noktaladım.


Seminerin ardından iki önemli toplantıyı da gerçekleştirip dönerimizi yedikten sonra yola koyulduk.

Almanya’da Münih, Stuttgart ve Frankfurt seminerlerimiz harika geçti.
Bu yıl için sırada 33 seminer daha var.

Ömer Koray ÜNAL
30 Ocak 2026
Niederkassel

Önceki İçerikStuttgart’ta Yapay Zeka ile E-ticaret ve Dijital Dönüşüm Seminerinde Konuşmacı Olarak Yer Aldım
Sonraki İçerikBerlin’de Bir Sunum, Bir Cümle ve Bir Seviye Farkı
Ömer Koray Ünal
Ömer Koray Ünal, e-ticaret ve dijital pazarlama alanında uzmanlaşmış bir girişimcidir. Sektöre dair bilgi ve deneyimlerini “E-Ticaret” adlı kitabıyla paylaşmıştır. Kendi blogunda iş hayatına, teknolojiye ve dijital trendlere dair içerikler üretmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz